BEN SUSTUM, YAZDI KALEM


                Nelere kadirmiş bu korona, gözle görülmeyen bir virüs insanları (insanlığı) ne hale getirdi....

                2020 ye felaketlerle başladık, Rabbim sonumuzu hayretsin...

                24 Ocak'ta saat 20:55'i gösterdiğinde Merkez ussu Elazığ olan depremle başladık irkilmeye. O esnada iş yerimde çalışıyordum ve tektim, önce artçı bir sallantı olduğunu düşünüp sadece ayağa kalkmıştım ki, sarsıntı şiddetlenince kendimi bir anda sokakta buldum. Hem de sadece bir gömlekle ne cep telefonunu almak, ne de üzerime bir ceket almak  mümkündü ve ikinci katta bulunan ofisimden saniyeler içerisinde nasıl aşağı indiğim ve o apartmanın içerisindeki geçirdiğim saniyeler emin olun hala bugün olmuş hafızamda yok.

                 Kendimi dışarı atmıştım ama, iş yerinin ne kapısını nede kaynayan çayın altını kapatabilmiştim üstelik cep telefonumu bile almaya fırsatım olmamıştı... İnsanın aklına o saniyeler içerisinde neler geliyor neler, film şeridi gibi geçiyor hayatı gözlerinin önünden. Eski belediye meydanında bir anda insan seli oluşmuş, meydan adeta mahşer alanını andırıyordu. Ağlayanlar, bayılanlar, bağıranlar bir birini tanıyan samimi yüzler bile birbirlerini göremiyordu, insanın aklında olan tek şey sevdikleri ve onların durumlarıydı. Çocuklar evde ve ben tek başıma meydanda, telefon iş yerinde kalmış ulaşamıyorum kimseye...

                On - on beş dakika geçti ve iş yerine tekrar dönüp telefonumu ve ceketimi aldım bu arada ocağı da kapatmayı unutmadım tabi. Kendimi tekrar dışarı atarken duvarlardaki çatlaklar ve etrafa saçılan eşyalar da gözlerim den kaçmadı.

                Ve iş yerim ciddi hasar almıştı. uzunca bir süre iş yerine giremedik, çevre ve şehircilikten gelen ekip girebilirsiniz diyene kadar. Tabi dediler de ne oldu? Artçılar devam ediyor duvardaki çatlaklar insanın psikolojisini bozuyordu. Hızlıca tadilat yaptırmak istesek de bakanlıktan gelecek kesin rapor olmadan tadilat yaptırmayın diyorlardı ve bu da epey zaman almış, iş yapamaz,çalışamaz hale gelmiştik. Kesin rapor artık gelmiş "iş yerinizde gönül rahatlığıyla  oturabilirsiniz" demişlerdi. Bu arada bina sakinleri olarak özel bir yapı denetim firmasına  binadan çeşitli numuneler aldırmış gerekli testleri de yaptırmıştık.

                Tadilata başladık tabi tadilata girince şurayı şöyle yapsak, burayı böyle yapsak daha iyi olur, tekmili mekanda ferahlık vardır düşüncesiyle, tadilatımız da bayağı zaman almıştı. 7 Mart da tadilatımız bitti, deprem psikolojisini tam üzerimizden atmaya çalışıyor, işimize tekrar konsantre olamaya başlıyorduk ki..........

11 Mart da  son dakika bültenleriyle "Türkiye'de ilk korona virüs vakası tespit edildi" şeklinde haberler ülkede büyük tedirginlikler yaratma başlamıştı... İlk hafta çok dikkate almasak da sonrasında evde kalın çağrıları, vaka sayılarının artması, kronik rahatsızlığı olanlar evde kalmalı serzenişleri ile bende diyabet ve hipertansiyon hastası olduğum için, ailemin de isteği ile 20 Mart da iş yerime bir kez daha kilit vurup,evde oturmaya ve bu süreci evde takip etmeye başladım...

Şimdi doğal olarak diyeceksiniz ki, bu adam bunları neden anlatıyor bize...

Sebep şudur ki;

            Sevenlerimiz de sevmeyenlerimizde bilsinler, 24 Ocak ta yaşadığımız deprem ile bizim de kabusumuz başladı. O gün bugündür çalışmıyor hiç bir is yapmıyorum...

            Evden bazı işleri yönetmeye çalışsam da, iş yerim açık olmayınca yürümüyor bazı şeyler... Çalışanlarıma izin verip onların da evden çalışmalarını sağlasam da, yaptığımız tek şey haber sitemizi güncellemek sizleri habersiz bırakmamak oldu...

            Devletten aldığımız tek destek de kısa çalışma ödeneği oldu, en azından çalışanlarımız mağdur olmadı. Rabbim devletimize zeval vermesin...

             Ha birde her gün kesintisiz yaptığım iş, sosyal medya hesaplarımdan düzenli olarak günlük gelişen vakaları bazı mesajlarla sizlerle paylaşmak oldu...

            Hamdolsun,  halimize binlerce kez şükürler olsun aç değiliz açıkta değiliz...

                Allah-u  Teala Bakara suresi 216. ayetinde ne diyor?   Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır,  yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

                Amenna ve sadakna... Rabbim sonumuzu hayretsin... Bu süreçte de çok şey öğrendik, bir çok  dersler aldık..." Bir musibet bin nasihat tan iyidir"...

                 Bu zaman zarfında çok acil ve elzem işlerim dışında dışarıya da çıkmadım. Çıktığım da bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar azdır...

                Geçtiğimiz  günlerde sevdiğim bir ağabeyim,  kıymet verdiğim bir dostumla istişare ederken söylediği bir söz hala kulaklarımda  "evde kaldığımız bu zaman zarfında çok vaktimiz oldu, bayağı muhasebe yaptım kendimle nerelerde ne hatalar yapmışız, kimleri kendimize arkadaş, kimleri kendimize dost tutmuşuz' bende bu sözünün üzerine kendisine hak verip o beğenmediğimiz günler ne güzel günlermiş meğer diye serzenişte bulundum...

                Doğrusu hayatımızda anlamsız olan bir çok şeye ne kadar anlam yüklemişiz, anlamını ve önemini anlayamadığımız bir çok şey de olmuş  hayatımızda bu virüs bize çok şey hatırlattı,çok şey  öğretti...

                Ailemizin, işimizin, (gerçek) dostumuzun, çevremizin, sağlığımızın kıymetini....

                İşimize önem verip hayat mücadelesine dalmışken sevdiklerimizi ne kadar da ihmal etmişiz oysaki , en çokta eşimi ve çocuklarımı... Yıl içerisinde kesintisiz beni gördükleri sadece 7 günmüş oda ramazan ve kurban bayramlarıymış... Çocuklarım bir babalarının olduğunun farkına vardı, ben ise onların hayattaki her şeyden çok daha kıymetli olduklarını bir kez daha anladım.... İnsanın en büyük zenginliği ailesi....

                Dünyalar sizin olsa ki ne olur sağlık ve huzur olmadıktan sonra....

                Bu zaman zarfında insan dostlarını da tanıyor, dost sandıklarını da, sahi dostluk denildiğinde çoğu kimse bilmiyor olsa gerek  gerçek dostluğun ne demek olduğunu...

                Dostluk, birbirlerini “merhaba, merhaba” diyerek selamlamaktan mı ibarettir, bu değildir tabi ki; Dostluk, paylaşmak demektir. Acılarını, üzüntülerini, mutluluğunu, sevdiklerini, düşüncelerini, paranı, eşyanı, hiç düşünmeden vermek demektir. Dostluk, fedakarlık demektir. En önemlisi de yanında olduğunu her zaman hissettirmektir dostluk...

                Dostluk, güvenmektir, kadirşinaslıktır...

                Rabbim gerçek dostların eksikliğini vermesin...  Dost görünümlü iki yüzlülerden  de korusun bizleri...

                Bu geçirdiğimiz zor süreçte insan anlıyor, dostunu da, dost sandığını da...

                Ummadığın taş baş yarar misali yanı başında olmasını beklediğin insanlar yanımda olmazken, hiç beklemediğim insanlardan da sayısız telefonlar aldım...

                Hamdolsun kimseden bir beklentim de bir talebimde olmadı istediğim tek şey sıcak, samimi bir telefon samimi bir  sesti sadece. Acaba Caner Mostur kaç aydır iş yapmıyor ararsak bizden ne ister diye mi düşündüler, :) emin olun bu zaman zarfında vadesi gelmiş alacaklarımı, hak edişlerimi bile arayıp istemedim, isteyemedim hiç bir müşterimden çünkü süreç herkes her kesim için çok zordu...

                1999  yılından beri kendi işimi yapıyorum... Her insan gibi benimde inişli çıkışlı dönemlerim oldu elbette, ama Rabbim beni bazı ağır imtihanlardan geçirse de, hiç darda koymadı hamdolsun...

                Ne makamlar, ne koltuklar insanların altından kaydı gitti, ne valiler, ne milletvekilleri, ne belediye başkanları, ne müdürler değişti, bu zaman zarfında da buhar olup uçtular  da, ben hala aynı koltuğumda aynı masanın  başında oturuyorum Rabbime hamd-ı senalar olsun... Kibirden Allaha sığınırım, hiç bir zamanda olmadım öyle biri. Yalnız şunu iyi bilirim niyetler amellere göredir. Rabbim herkesin gönlüne göre veriyor ,  zaman her şeyin ilacıdır ve sabır acıdır, ama meyvesi çok tatlıdır...

                Allah kulunun rızkına kefil değil mi, hiç bir zaman çok yükseklerde olmadı gözüm, o da verdi hamdolsun, ummadığım yerlerden ummadığım kapılar açtı hep, bittim dediğim yerde, yettim kulum dedi çok şükür yüce Rabbime...

                Önüme set olanlar, istemeyenler, çekemeyenler, tuzak kuranlar da oldu elbette, ama bilemediler ki  Allah var, Allah yar.... Çünkü "Allah tuzak kuranların en iyisidir".

                Şimdi merak ediyorum? Bu insanlar zannediyor mu ki hayat hep bu şartlarda devam edecek. Düzelecek elbet, gelecek o eski günler peki nasıl karşıma çıkıp hiç bir şey olmamış gibi davranabileceksiniz veya davranabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Gerçekten çok komiksiniz; Caner Mostur.'un da iki çift lafı olacaktır tabi ki zamanı gelince sizlere... 

                Hikaye budur yaaa; Eskiden tabii bugün ki gibi marketler, dükkânlar, alışveriş merkezleri doldurmamış her yanı. Köylüler ihtiyaçlarını gidermek için Bor’da haftada bir kurulan pazara giderlermiş. Bu pazar öğleye kadar sürermiş. Öğlen olun­ca pazarcılar tezgâhlarını alır Niğde’ye pazar kurmaya giderlermiş. Böyle olunca Bor’daki pazarı kaçıran, Niğde pazarına gitmek zorunda kalırmış. Bir gün bir köylü Bor pazarına gitmek için yola çıkmış. Eşeğinin üzerinde az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, tabii bu arada çok da uykusu gelmiş. Eşeği dereden su içerken çimlere uzanıp biraz şekerleme yapmak istemiş. Gözlerini bir açmış ki, ohoo güneş tepeyi geç­miş. “Eyvah, pazar kaçacak!” demiş adamcağız. Atlamış eşeğin tepesine. Hayvanı çatlatırcasına koşturmuş. Bor’a ulaşmış. Varmış varmasına ama pazarcıların yerinde yeller esiyormuş. Pazarın çöplerini toplayan adama, “Kardeş bitti mi pazar?” demiş. “Ohoo!” demiş adam. “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.” 

                Eğer gerçek bir dostunuz varsa sıkıca tutunun ona. Bu zamanda bulunmaz bir hazineye sahipsiniz demektir. Ve siz de onun için bulunmaz bir hazine olun.

                Kalın sağlıcakla...
 

canermostur@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Kadir Yıldırım | 20 Mayıs 2020 22:17

    Sevgili Caner kardeşim insan dünyaya geldiği ilk günden itibaren ve dünyadan ayrılacağı son güne kadar imtihan içinde rabb'imiz bizi bu dünyaya kendisine kulluk edelim ibadet edelim iyi işler yapalım diye gönderdi maşallah sana bu insanları ibretle izleyip ibret alanlardan olmuşsun seni tebrik ediyorum bizlerin ve dünyanın başına gelen musibetlerden Rabbim bizi muhafaza buyursun Rabb'im beterinden saklasın Allah var gam yok

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Haz

BU VEBAL HEPİNİZİN, HEPİMİZİN

28May
27May
25May
20May

BEN SUSTUM, YAZDI KALEM