SINIR VE SİNİR


 Neyin sinirini yaşıyoruz.Neye sınır koyuyoruz.Zamanın sinirini yaşıyor ve  birbirimize, hayatımıza, yaşantımıza, yaşanılan ve yaşatılan her şeye  sınır koyuyoruz.Buna hakkımız var mı diye özeleştiri yapmıyoruz.

Sınır koydukça sinirleniyor veya sinirlendiriyoruz.Önce birey geriliyor, sonra toplum... Gerginlik arttıkça konulan sınırlar zorlanıyor,sınırlar zorlandıkça sinirler geriliyor.Sınır kat sayısı sinir katsayısı ile doğru orantılı olarak artıyor veya azalıyor.Sınır gerginliği sinir gerginliğini arttıra arttıra doğal olarak canlıları kavga ettiriyor.Bu anlaşmazlık ve kavgalar; sistemi, kurulu düzeni bozuyor ve  işleyişi akamete uğruyor. Bu daha da vahim sonuçlara sebeb olup; toplumsal yaşamı, hayatı etkiliyor, yanlış hareketlenmelere sebep olarak ve yaşam alanımızı inkıtaya uğratıp çalkantılara bulanımlara, savaşlara neden oluyor.
Toplum geri dönülmez yollara saparken, onulmaz yaralanmalar yaşıyor ve onulmaz yaralar alıyor. Ve çoçuklar yetim-öksüz, kocalar eşsiz, analar yavrusuz kalırken, açlık, sefalet, kargaşa, yokluk, yoksulluk, bir dirheme ihtiyaçlılık başlıyor. İnsanlık büyük dramlar yaşamayarak onulmaz yaralar alarak büyük ve tarihi acılarına bir yenisi eklenerek karanlık tarihine yine karanlık bir sayfa  ekleniyor. Neden?
Çünkü ; sınır ve sinir katsayımızı kontrolde tutamıyor ve bu iki hasletimize kapılıyoruz. Sonradan kendimize soruyoruz; bir insan diğer bir insana neden sınırlar ya da sınır koyar. Kendisine bir zarar gelmesin, topluma, canlılığa, işleyen yada süregelen düzene sisteme bir halel olmasın diye.Sanki bu olumlu bir duruş gibi .Eğer bu süregelen ve süregiden sistem adalet üzerine ikame edilmişse doğru olan, sistemi bozacak sınırlara karşı durmaktır. Ancak bu sistem adalet üzere  ikame edilmemişse sınırlar zorlanmalı mı ? Nereye kadar zorlanmalı. Bunun dengesini ancak ve ancak ehliyet ve liyahat  sahibi öncüler ve önderler yapabilir.
Sınırlar zorlanırken sinir kat sayısına dikkat edilmeli ve hem zorlayan ve  hem de zorlanan sınır ve sinir sahipleri mutlaka ama mutlaka diyalog ve konuşabilme ortamını oluşturmalıdır. Konuşmadan, diyalog kurmadan hiçbir sorunumuzu halledemeyiz.Bir insan neden sinirlenir diye düşündüğümüzde, önümüze çıkan olgu, o insanın bir sınırlandırma ile karşılaştığıdır. Eğer karşılaştığı sınır toplumsal bir fayda sağlanıyorsa kişi kendisini özeleştiriye tabi tutmalı. Eğer kişi hak ve özgürlükleri mevcut sistem tarafından sınırlandırılmış ve hak mahrumiyetine  sebep oluyorsa toplum özeleştiri yapmalı. İşte işin en can alıcı noktası budur.Kişi ve toplum özeleştiri yapabiliyor, diyalog kurup konuşabiliyorsa çözüm yakındır.Sorun mutlaka çözülür. Zamana, mekana ve dahi insana dair her ne sorun ve sıkıntı varsa çözülür.
Lütfen sınır ve sinir katsayımıza dikkat edelim…
                                                                                      Saygıyla Selamlıyorum….

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
06May

KISA ve KIYAS

05Oca
26Ekm

Vekalet Ve Vekillik

17Eyl

Kafa, Kalp ve Ruh Bütünlüğü

08Tem

İlk Adım - Tek Adım - Bir Adım